IŞİD'ten kaçan kız çocukları yaşadıklarını anlattı

IŞİD'in kurulduğu günden bugüne kadınları ve kız çocuklarına ilişkin pratiklerini herkes biliyor. Bu defa ise 2014 yılında yaşanan bir olay gün yüzüne çıktı. 

IŞİD'ten kaçan kız çocukları yaşadıklarını anlattı

IŞİD'in kurulduğu günden bugüne kadınları ve kız çocuklarına ilişkin pratiklerini herkes biliyor. Bu defa ise 2014 yılında yaşanan bir olay gün yüzüne çıktı. 

15 Eylül 2017 Cuma 19:01
IŞİD'ten kaçan kız çocukları yaşadıklarını anlattı

Gazete Emek- IŞİD'in kurulduğu günden bugüne kadınları ve kız çocuklarına ilişkin pratiklerini herkes biliyor. Bu defa ise 2014 yılında yaşanan bir olay gün yüzüne çıktı. 


IŞİD militanları, 15 Ağustos 2014’te Irak’taki Koço köyünden yüzlerce kız çocuğunu kaçırdı.

Kızların çoğu kaçırılmadan önce bir düğünde dans etmişti.

O gün Koço köyü muhtarı Ahmet Jasso’nun evinde düğün vardı. Yeğeni Benyan ve müstakbel eşi Nazma, bu kutlamanın Koço’daki son güzel anıları olacağını henüz bilmiyordu. Geleneksel düğün dansı, çok farklı bir şekilde sonlandı.

Köyde silah sesleri yankılanmaya başladığında düğünün üzerinden birkaç ay geçmişti.

Saat sabaha karşı 2’ydi. 19 yaşındaki Bazi, korku içindeydi.

IŞİD militanları, üç gün süren çatışmalardan sonra köye girdi ve muhtar Jasso’ya, tüm köy halkının İslam dinini kabul etmelerini söyledi. Köy halkına, önlerindeki seçenekleri değerlendirmeleri için yalnızca birkaç gün verildi.

Binlerce kişi korku içinde köyü terk ederek civardaki dağlara kaçtı.

Bazi’nin ailesi 15 Ağustos’ta Bazi’nin ağabeyinden bir telefon aldı. Ağabeyi, tüm ailenin hemen okula gelmesi gerektiğini, herkesin okulda olduğunu söyledi.

İçi IŞİD militanlarıyla dolu zırhlı araçlar okula geldi. Militanlar herkesi gruplara ayırdı. Kızlar, oğlanlar, bekar ve yaşlı kadınlar birbirlerinden ayrıldı.

Bazi, “Militanlar yere bir battaniye serdi ve telefonlarımızı üzerine koymamızı istedi. Sonra da bu yığına ziynet eşyalarımızı ve paramızı eklememizi istediler” diyor.

Militanlar kadınları erkeklerden, gençleri yaşlılardan ayırdı. Bazi, militanların herkesi birbirinden ayrı tuttuğunu söylüyor.

Ezidi bir kadın, yaşlı kadınların dışarı çıkarıldığını, sonra silah sesleri duyduklarını, tüm tutsakların çığlıklar atıp panik içinde ağladıklarını hatırlıyor.

Görgü tanıklarına göre tutsak kadınlardan biri, elinde kılıç tutan bir militana, yaşlı kadınlara ne olduğunu sordu. Militan, “Hepsini öldürdük, bazılarının kafası kesildi” şeklinde yanıt verdi.

Bazi, Nadya, Büşra, Nura ve tanıdığı başka yüzlerce kızı orada gördüğünü söylüyor.

Tüm bunlar, aklına, eski okul günlerini getirmiş.

Bazi, bu okulda üçüncü sınıftan itibaren Nadya’yla yan yana eğitim görmüş.

Kızlar okula gitmedikleri zaman oyuncak bebeklerini alıp birlikte oyun oynarmış.

Duyduğu kamyonet sesiyle anılarından kopup yaşadığı ana geri dönen Bazi, pencereden dışarı bakınca IŞİD militanlarının aralarında muhtar Ahmet Jasso’nun da olduğu bazı erkekleri alıkoyduğunu, daha sonra bir çığlık duyduğunu söylüyor.

Kızlar, makinalı tüfek seslerinin devam ettiğini duymuş. Nadya, ikinci kattaymış.

Militanların alıkoyduğu bazı erkekleri vurarak öldürdüğünü, bu erkekler arasında altı kardeşinin olduğunu dehşet içinde izlemiş.

Annesi, militanlar tarafından köyden uzaklaştırılmadan önce küçük yeğenini Bazi’nin yanında bırakmış. Bazi, annesini bir daha görmediğini söylüyor.

IŞİD militanları Bazi, Nadya ve diğer kızları almaya geldiklerindeyse Bazi yeğenini göstermiş ve oğlu olduğunu söylemiş. Militanlar, Bazi ve diğer kızları ayırmış. Ancak daha sonra Bazi ve oğlu olduğunu söylediği yeğeninin de diğer kadınlarla kalmasını emretmiş.

Bazi bir süre kendini şanslı hissetmiş. Çünkü Nadya ve yüzlerce Koçolu kız o gece otobüslere bindirilip Musul’a götürülmüş.

Nadya Murad, Ezidi soykırımından sağ kurtulduğunu, şu andaysa özgürlüğü ve hayalleri elinden alınan bir mülteci olduğunu söylüyor.

Nadya daha sonra Birleşmiş Milletler’de o gün tanık olduğu olayları anlattı.

IŞİD militanlarının tüm erkekleri toplayıp bir günde 700’den fazlasını öldürdüklerini söyledi.

Militanlar Solagh’da 80 yaşlı kadını diğerlerinden ayırıp öldürmüş. Bu kadınlar arasında Nadya’nın annesi de varmış.

Oğlan çocukları ise eğitim kamplarına götürülmüş.

Birleşmiş Milletler’de dünya liderlerine hitaben konuşan Nadya, IŞİD militanlarının, kaçırdıkları kadınları ve çocukları aşağıladığını, onlara dokunup taciz ve tecavüz ettiğini söyledi.

Nadya ve 150‘den fazla Ezidi ailenin Musul’a götürüldüklerinde yerleştirildiği bina, başka binlerce Ezidi aileyle doluymuş. Bu aileler, hediye olarak takas edilmiş.

Militanlardan biri Nadya’yı almak istemiş. Ama Nadya bu iri yarı adamla gitmek istememiş. Adam bunun üzerine Nadya’ya vurup onu dövmeye başlamış.

Bir süre sonra başka biri gelmiş. Nadya, adamın kendisini alması için yalvarmış. Adam, Nadya’dan din değiştirmesini istemiş.

Nadya bunu reddetmiş. Adam bunun üzerine Nadya’ya evlenme teklif etmiş. Nadya ise hasta olduğu bahanesiyle teklifi geri çevirmiş.

Nadya dahil birçok kadın adet görüyormuş.

Adam birkaç gün sonra Nadya’ya giyinip makyaj yapmasını söylemiş. O gece Nadya’ya tecavüz etmiş.

Nadya kaçmaya çalışmış ama nöbetçilere yakalanmış.

Adam o gece Nadya’yı dövmüş. Nadya’yı nöbetçilerin olduğu bir odaya götürmüş. Tüm nöbetçiler bayılıncaya kadar Nadya’ya tecavüz etmiş.

Bütün kızlar cinsel köle olarak satılacaklarını biliyormuş. Alıcılara itici görünmek için banyo yapmayı reddetmeye başlamışlar.

”Koço 74‘üncü Komuta” adlı belgesel, alıcılarla satıcılar arasındaki görüşmeleri yansıtıyor.

İşte bazı alıntılar:

-    Bu kıza ne verirsin?

-    silah

-    Fiyat değişir. Gözleri maviyse fiyat artar.

-    500 dolar

-    Bugün pazarda kadın seks kölesi günü ,Ezidi bir kız, iki tane birden alır mı? Paylaştığınız biri var mı?

-    Faruk’un ve benim yok.

-    Ezidi bir kız mı istiyorsun? Seks kölesi olarak?

 -   Evet

-    Bunu alır mısın?

-    15 yaşındaysa evet. Önce dişlerine bakmam lazım. Dişleri yoksa niye isteyeyim ki?

-    O zaman vurursun.

***

Bazi, daha sonra diğer 20 kızla beraber Tel Afer’e gönderilmiş.

3 yaşındaki yeğeniyle daha sonra Rakka’ya götürülen Bazi, Halep’te satıldığını, iki kez kaçmaya çalıştığını söylüyor.

Halep’teki ilk kaçma girişiminde sahibinin evinden çıkmayı başarmış ve önüne çıkan bir evin kapısını çalmış. Kapıyı açan kadına başından geçenleri anlatmış ve kadından yardım istemiş.

Kadın kocasını çağırmış ve Bazi’ye, kocası gelinceye kadar evde beklemesini söylemiş.

Kadının kocası, IŞİD destekçisi çıkmış. Bazi’nin elinden yeni kurtulduğu adamları eve getirmiş.

Bazi yine dayak yemiş, defalarca tecavüze uğramış.

New York Post gazetesi ise Lamiya Başar adlı bir başka kızın başına gelenlerin haberini yaptı. Dört kez kaçma girişiminde bulunan Lamiya, en sonunda Mart’ta kaçmayı başarmış.

Ancak kaçarken mayın kurbanı olmuş.

Gazeteye göre patlamada sağ gözünü yitiren Lamiya’nın yüz derisi yanarak adeta erimiş. Ancak Lamiya yine de kendisini şanslılar arasında sayıyor.

Lamiya, hala esir tutulan 9 yaşındaki kız kardeşi Mayada içinse büyük endişe duyuyor. Ailenin elindeki bir fotoğrafta küçük kızın IŞİD bayrağı önünde durduğu görülüyor.

Toronto merkezli internet sitesi Macleans ise başka birkaç kızın öyküsünü aktardı.

14 yaşındaki Ezidi kızı Amira Hüseyin’in sol kolunda ”insanlarımı geri getirin” yazan bir dövme var.

Amira’nın boynundaysa kayıp erkek kardeşinin fotoğrafı olan bir madalyon asılı.

15 yaşındaki Büşra bir gün banyo yapmalarının istendiğini, bunun ne anlama geldiğini çok iyi bildiklerini söylüyor.

Kızlardan biri banyoda bileklerini keserek intihar etmiş.

Büşra, öyküsünü çok kez anlattığını çünkü yapabileceği tek şeyin bu olduğunu söylüyor.

Kar amacı gütmeyen küresel medya şirketi PRI ise Jaan adlı bir başka kızın hikayesine yer vermiş. Habere göre Jaan, Cuma öğleden sonra tüm erkeklerin namaz için camiye gittikleri saati beklemiş. Daha sonra yüzünü ve saçlarını siyah peçeye kapatıp kilitli olmayan bir kapıdan kaçmayı başarmış.

Nadya, Bazi ve birkaç başka kız, ya kendileri kaçmış ya da sahipleri farkında olmadan kendilerini kurtaran kişilere satılmış. Ama hayatta kalmayı başarmışlar.

Ancak başkalarının yaşadığı trajediler her gün devam ediyor. IŞİD’in elinde üç yıl boyunca işkence gören Nesrin, Musul’un kurtarıldığı 9 Temmuz’dan bir gün önce düzenlenen bir hava saldırısında yaşamını yitirmiş. Bazi, Nesrin’in Benyan ve Nazma’nın düğününde dans ettiğini hatırlıyor.

Bazi, düğünde kendisinin ve diğer kızların da dans ettiklerini söylüyor. Damat Benyan Jasso, IŞİD militanları Koço’ya geldiklerinde köyde olmadığı için ölümden kıl payı kurtulmuş. Gelin Nazma ise 15 Ağustos’ta diğer kızlarla birlikte kaçırılmış. IŞİD esareti altındayken bir kız bebek dünyaya getirmiş. Bundan birkaç ay sonra ailesini arayıp Rakka’da bir yerlerde olduğunu söylemiş. Ancak Nazma’dan bir daha haber alınamamış.

Koço’daki düğüne katılan erkeklerin çoğu IŞİD tarafından öldürüldü.

Düğünde dans eden bütün kadın ve çocuklar, 15 Ağustos 2014’te Koço’dan kaçırıldı.

Nadya Murad, Birleşmiş milletler İnsan Kaçakçılığı Mağdurlarının Onuru’nun ilk İyi Niyet Elçisi.

Bazi, tedavi için Irak Hava Köprüsü programıyla Almanya’ya taşındı.

İnsan hakları eylemcisi olan Büşra Elias şimdi Almanya’da yaşıyor.

Almanya’da tıbbi tedavi gören Lamiya Başar, Nadya’yla birlikte Saharov Ödülü’nü aldı.

Binlerce kız halen IŞİD’in elinde bulunuyor.

Kaynak: amerikaninsesi.com

banner40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol