Diyarbakır'dan Paris'e bir gurur fotoğrafı

BM İnsan Hakları Komisyonunun 3 Nisan 1998 tarihli toplantısında kabul edilen İnsan hakları savuncularının korunması bildirgesinin 20. yılında Fransa'nın Başkent'i Paris'te yapılan toplantıya Türkiye'den 2 kişi katıldı.

Diyarbakır'dan Paris'e bir gurur fotoğrafı

BM İnsan Hakları Komisyonunun 3 Nisan 1998 tarihli toplantısında kabul edilen İnsan hakları savuncularının korunması bildirgesinin 20. yılında Fransa'nın Başkent'i Paris'te yapılan toplantıya Türkiye'den 2 kişi katıldı.

08 Kasım 2018 Perşembe 11:13
Diyarbakır'dan Paris'e bir gurur fotoğrafı

ÖZEL HABER- BEKİR GÜNEŞ

Gazete Emek- BM İnsan Hakları Komisyonunun 3 Nisan 1998 tarihli toplantısında kabul edilen İnsan hakları savuncularının korunması bildirgesinin 20. yılında Fransa'nın Başkent'i Paris'te yapılan toplantıya Türkiye'den 2 kişi katıldı.


Geçtiğimiz hafta  55 Ülke'den 150 insan hakları savunucusunun katıldığı toplantıya Türkiye'den ise Diyarbakırlı insan hakları savunucusu Aktivist Nurcan Baysal ile İHD Diyarbakır eski Şube Başkanı ve İHD MYK Üyesi Raci Bilici katıldı. 

Birleşmş Milletler'in (BM) öncülük ettiği uluslararası kurumların da katılımı ve desteği, Paris Barosu ve Belediyesi'nin de katkıları ile toplantı gerçekleşti. 

Gazetemiz'e değerlendirmelerde bulunan Raci Bilici, İnsan haklarına dair bundan sonra nasıl bir yol haritası izleneceğini konuştuklarını söyledi. 

Bilici, "Bu toplantının amacı, 1998 yılında insan hakları savunucularının korunması bildirgesinin 20. yılı nedeniyle bir durum değerlendirmesi yapıldı. İnsan hakları savunucularının durumu ve bundan sonra nasıl bir yol haritası izleneceğine dair konuştuk.

Dünya'nın 55 ülkesinde 150 insan hakları savunucusu 4 gün boyunca gece gündüz BM yetkilileri ile uluslararası insan hakları savunucuları ile birlikte tartışma yapıldı. Görüşmeler yapıldı. 

Türkiye'deki sorunları illetik

Bizim ülkedeki sorunları aktardık, tartıştık. Biz buna dair çözüm önerilerimizi deklare ettik. Orada İngiltere, Almanya, Fransa, ABD, Avrupa Birliği'nin önemli temsilcileri vardı. Onlara  sorumluluklarını hatırlattık. Birleşmiş Mİlletler'e Avrupa Birliği'ne ve Avrupa Konseyi'ne bu yönde  çağrılarımız oldu. Umarız ve diliyoruz ki bizim söylediklerimiz çerçevesinde harekete geçerler ve kararlar alırlar. Çünkü Avrupa kıtası da kendisini tehlike altında hissediyor. 

Avrupa'dan da hak ihlallerinin giderilmesine yönelik çalışmalar  yapıldığını gördük umarım iyi olur."

İnsan hakları savunucusu ve Aktivist Nurcan Baysal Türkiye'de sadece 2 kişi katıldıklarını belirterek, "Türkiye'de sadece biz iki kişi katıldık. Sözleşmeyi yeniden revize etmek için bir araya geldik. Dünya'nın birçok yerinden insanlar bir araya gelmiştik. Hem insan haklarını tanımak hem de insan haklarını savunmak için ne yapabiliriz diye konuştuk." dedi. 

Bu sözleşmenin bütün ülkelerde uygulanmaya çalışıldığını vurgulayan Baysal, tüm dünya ülkelerinde bu sözleşmenin revize edilerek yeniden uygulanacağını belirtti. 


Baysal 17 Aralık BM Genel Kurulu'na katılacak


Baysal, ayrıca Türkiye'nin henüz bu noktada ve aşamada olmadığına dikkat çekerek, "Türkiye henüz bu noktada değil. Tüm dünya ülkelerine bu sözleşme yeniden yapılacak. 17 Aralık BM genel kurulunda bu açıklanacak. Ben orada olacağım. Dünyada 2 insan hakları savunucusu daha olacak. Burada ülkelere daha iyi insan hakları savunucularını savunmak için çağrı yapılacak." dedi. 


Toplantıda Paris Barosu'nun nasıl insan haklarını savunduğunu dinlediklerini belirten Baysal, "Paris Barosu orada insan hakları savunucuları için neler yaptıklarını anlattı. Ben hergün konuşma yaptım. Ben ilk gün Asya ve Avrupa'yı temsilen katıldım. Türkiye'de dahil olmak üzere Asya ve Avrupa'da insan haklarının nasıl korunacağını anlattım. 

Terör ve terörizm kavramlarına dikkat çektim

Terör ve terörizm kavramlarına dikkat çektim. Bütün dünyada ben dahil olmak üzere insan hakları savunucuları terör ve terörizm ile anılıyor. Biz buna karşı çıktık. 

Ben insan haklarını savunan bir kadın olarak daha çok zorlanıyorum. Kadın insan hakları savunucularının daha çok korunmasına vurgu yaptım. Türkiye'de insan hakları savunucularının çok rahat terörist olarak anıldığını belirterek eleştirilerimi söyledim. 


İngiltere Başbakan'ı Theresa May'ın geçmişteki bir konuşmasında "Kürt teröristler" demesini eleştirdim. Çünkü bizler Kürtler olarak insan hakları savunuculuğu yaptığımızda çok fazla "Terörist" olarak hedefe konuluyoruz. Bu kavramların kullanımının ve insan hakları savunculularının durumlarının daha hassas bir şekilde ele alınmasını istedik. Oldukça verimli toplantılar oldu. Bizler de hem Türkiye'de yaşanan durumu ve Kürtler'in hassasiyetlerini anlatmak açısından fırsat bulduk.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol