Eski MİT'çinin FETÖ ifadeleri ortaya çıktı!

Eski MİT'çi Enver Altaylı'nın polis ve savcılık ifadeleri ortaya çıktı. Altaylı, FETÖ üyeleri hakkında dikkat çekici bilgiler verdi. 

Eski MİT'çinin FETÖ ifadeleri ortaya çıktı!

Eski MİT'çi Enver Altaylı'nın polis ve savcılık ifadeleri ortaya çıktı. Altaylı, FETÖ üyeleri hakkında dikkat çekici bilgiler verdi. 

03 Eylül 2017 Pazar 14:38
Eski MİT'çinin FETÖ ifadeleri ortaya çıktı!

Gazete Emek-Eski MİT'çi Enver Altaylı'nın polis ve savcılık ifadeleri ortaya çıktı. Altaylı, FETÖ üyeleri hakkında dikkat çekici bilgiler verdi. 


Eski MİT'çi Enver Altaylı, 'FETÖ'nün Türkiye sorumlusu' olduğu öne sürülen Mustafa Özcan'la 1990'lı yıllarda Demirel aracılığıyla tanıştığını söyledi. 1990'lı yıllarda Süleyman Demirel'e Orta Asya'da danışmanlık yaptığını söyleyen Altaylı, "Orta Asya Cumhuriyetleri’nden çok sayıda öğrenci gelince yerleştirme sorunu ortaya çıktı. Ben bu konuda Demirel’i bilgilendirdim. Bana, 'Seninle Diyanet’ten birisi irtibata geçecek ve yardımcı olacak' dedi. Beni arayan kişi Mustafa Özcan’dı" dedi.

Milliyet'ten Tolga Şardan'ın haberine göre 'FETÖ’den açığa alınan bir MİT mensubunu yurtdışına kaçırmayı planladığı iddiasıyla tutuklanan eski MİT’çi Enver Altaylı polis ve savcılık ifadelerinde ilginç bilgiler verdi. Aynı zamanda Alman vatandaşı olan Altaylı, her iki ifadesinde özetle şunları aktardı:

MİT’e giriş: 1968’de MİT’e girdim. Eğitim sonrası Almanya’ya gönderildim. 1973’te MİT’ten ayrıldım. Avrupa’da Türk dernekleri kurup federasyon haline getirdim. 1977’de Türkiye’ye dönüp Hergün gazetesi genel yayın yönetmeni oldum. 1980’de Türkiye’yi terk ettim. 1986’da Alman vatandaşı oldum. 1989’da Sovyetler’in dağılma sürecinde Özbekistan’a gittim. 1991’de Türkiye’ye döndüm. Cumhurbaşkanı Özal’a danışmanlık yaptım. Daha sonra Süleyman Demirel ile devam ettim. Demirel, Çankaya’ya çıktıktan bir süre sonra yanından ayrıldım.

20 bin lira gelirim var: Son bir yıldır daha sık Belfast’ta vekalet savaşları konusunda Hukuk Çatışma ve Barış Enstitüsü’nde çalışmalar yapıyorum. Prof. Michael Semple ile birlikte çalışıyorum. Yaptığım çalışmalar nedeniyle bir çok ülkeye seyahat ettim. Finansın büyük kısmını kızım Zeynep karşılıyor. Aylık ortalama 20 bin lira gelirim var.

15 Temmuz gecesi: 15 Temmuz günü, 26 yıllık arkadaşım olan ve ailemden gördüğüm Nizamettin Afşar’ın Çankaya’daki evindeydim. Ben Ankara’ya sık sık gelir, dostlarımla buluşurum. Ben o gece Polis Akademesi’nde akademisyen Furkan Torlak, eşim ve Mücahit Aslan’la görüştüm. Önce Erol Olçok’u aradım. Ulaşamayınca Mücahit Aslan’ı aradım. İlerleyen saatlerde Olçok’un İstanbul’da darbe girişimi sırasında öldüğünü üzüntü ile öğrendim.

Gözaltına alınma: Torunumla yemek yerken ikametimin arandığı haberini aldım. Sağlık kontrolümü yaptırmak ve biraz dinlenmek için kız kardeşimin Korkuteli Yazır Köyü’ndeki evine gittim. İlaçlarımı aldım. İki gün kaldıktan sonra teslim olmayı planlamıştım. Ancak, polisler gelerek beni gözaltına aldı. Kaçacak olsam aranan damadım Metin Can Yılmaz’ın teslim olmasını avukatım aracılığıyla istemezdim.

Özel GSM hattı: Kız kardeşimin yanına gittiğimde kendi telefonumdan ararsam yerimin tespit edileceğini düşünerek kardeşim Şükran Yılmaz’a yeni bir telefon hattı almasını söyledim. Kız kardeşim yeni bir hat alarak bana getirdi. Almanya’da aradığım numara Serhat Ilıcak’a aittir. Gözaltına alındığımda aileme yardımcı olmasını talep ettim. Yeni telefon hattıyla sadece Serhat Ilıcak’ı aradım. Hiçbir farklı konu görüşmedik.

Gülen’i tanımam: Ben Fetullah Gülen’i hiç görmedim. Tanımam. Hiç irtibatım olmadı. Ancak medyadan ve açık kaynak bilgilerinden örgütün elebaşı olduğunu okumuştum. FETÖ’nün, darbe girişimine kadar böyle bir şey yapabilecek kapasitede bir yapı olduğunu hiç düşünmedim. Devlet içindeki bu tür yapıları ülkem için tehlikeli bulduğum için her zaman karşı durdum. Uyarılması gerekenleri zaman zaman uyardım.

'FETÖ' yöneticisiyle görüşme: Sadece Mustafa Özcan’la irtibatım oldu. Örgütün yurtdışı yapılanması hakkında hazırladığım kitabım ile ilgili Bilal Ekşili ile temasım oldu. Bilal Ekşili ile yaklaşık 10-13 yıl önce tanışmıştım. Kendisi Türkiye’ye heyet getirip götürüyordu. Antalya’da bir heyetle birlikte kendisini tanıdım. Son altı ay içinde kitabımla ilgili temasa geçtim.

'FETÖ’cü Özcan’la tanışma: 1990’lı yıllarda Süleyman Demirel’e Orta Asya’da danışmanlık yaptığım sırada tanıştım. Orta Asya Cumhuriyetleri’nden çok sayıda öğrenci gelince yerleştirme sorunu ortaya çıktı. Ben bu konuda Demirel’i bilgilendirdim. Bana, “Seninle Diyanet’ten birisi irtibata geçecek ve yardımcı olacak” dedi.

Beni arayan kişi Mustafa Özcan’dı. Bana, bu öğrencilerin yurtlara yerleştirilmesinde yardımcı olacağını söyledi. Sonuç olarak öğrenciler çeşitli yurtlara yerleştirildi. Mustafa Özcan, İstanbul’da görev yapıyordu. Ancak, ayda bir bazı bürokratlar ve siyasilerle görüşmek için Ankara’ya geliyordu. Ben de kendisi ile çok sık olmamak kaydıyla görüşüyordum. Görüşme talebi Özcan’dan geliyordu. Hiçbir zaman benim bu kişiyle görüşme talebim olmadı. 2005’te kızım Dilara’yı istemek için şu anki damadım Metin Can Yılmaz ve ailesi geldiğinde yanlarında Mustafa Özcan da vardı. Ben ve eşim bu durumdan rahatsız olduk.

Telefon görüşmeleri: (Gezi olayları, dersanelerin kapatılması süreci, 17-25 Aralık süreci gibi dönemlerin öncesi ve sonrasında Özcan’la yoğun telefon görüşmeleri yaptığı, eşine ait telefonla iki kez görüştüğü iddiasına yanıt olarak) İddia edildiği gibi bu görüşmeleri yapmadım. İddiaları kabul etmiyorum.

'FETÖ’cü MİT’çinin kaçırılması olayı: Eski MİT’çi Mehmet Barıner’i tanımıyorum. Kendisi ile bir kez görüştüm. Bu görüşme güvenli hat üzerinden oldu. Damadım Metin Can Yılmaz beni aradı. MİT’ten atılan bir arkadaşının olduğunu, FETÖ’den ihraç edildiğini, üniversiteden tanıdığını söyledi. Ben de, “Örgüt ile hiç teması olmuş mu? Bir abisi, imamı var mı? Bir faaliyeti olmuş mu?” diye sordum. Damadım, “Hayır olmamış” dedi. Benim bu konu hakkında böyle bilgim oldu.

(Tutuklanan eski MİT’çi Mehmet Barıner’in ‘Beni Metin’in kayınpederi Enver Altaylı WhatsAPP üzerinden aradı. Bana ‘sıkıntı yapmayın, müsterih olun, yolculuğunuz iyi geçer’ dedi. 

Ben de teşekkür ederek telefonu kapattım’ şeklindeki ifadesinin sorulmasına yanıt olarak): Görüştüğümüz doğrudur. Ancak, içeriği kabul etmiyorum. Yaptığım telefon görüşmesinde, “Sen devletin temel kurumunda çalışan bir insansın, bildiğim bir şey varsa git kurumuna her şeyi anlat. FETÖ’ye karşı görev iste. Bu yönde çalış” dedim.

Kaynak: Artı Gerçek

banner40
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol