İstihdam Uzmanı Sinan Ok, KHK'lerin devlete maliyetini ve geri dönüş sürecini yazdı

İstihdam Uzmanı Sinan Ok, KHK'lerle İhraç edilen 100 binden fazla kişinin devlete olan korkunç maliyetini yazdı.

İstihdam Uzmanı Sinan Ok, KHK'lerin devlete maliyetini ve geri dönüş sürecini yazdı

İstihdam Uzmanı Sinan Ok, KHK'lerle İhraç edilen 100 binden fazla kişinin devlete olan korkunç maliyetini yazdı.

18 Haziran 2018 Pazartesi 13:52
İstihdam Uzmanı Sinan Ok, KHK'lerin devlete maliyetini ve geri dönüş sürecini yazdı

Gazete Emek- İstihdam Uzmanı Sinan Ok, Gazete Emek'e KHK'lerle İhraç edilen 100 binden fazla kişinin devlete olan korkunç maliyetini yazdı. "AKP, Türkiye toplumuna yapılabilecek en büyük kötülüklerden birini yaptı" diyen Ok'un yazının tamamı şu şekilde:

AKP, Türkiye toplumuna yapılabilecek en büyük kötülüklerden birini yaptı. 81 ilden yüz bini aşkın çoğu üniversite mezunu kişiyi, “olağan hukuka aykırı bir şekilde” darbe girişimi gerekçesiyle ihraç etti. Bu kapsamda 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL’de, çıkarılan 14 KHK’yle, işten atılan 110.717 kişiden yaklaşık 3.500’ü OHAL komisyonu kararı veya yine KHK ile işine dönebildi. Geriye kalanların tümü, yılları aşan sürelerle OHAL komisyonunun incelemesini beklemektedirler. İşine dönenlere doğal olarak tazminatları faizi ile birlikte verildi. Ancak bu konu seçim gündemi ile doğrudan ilgili hale gelmiş durumdadır. Çünkü OHAL bir yandan genel ekonomiyi krize sokarken öte yandan milyonlara varan ihraç yakınlarının yaşamını mahvetmektedir. 


Bu kadar kişiyi olağan hukuka aykırı bir şekilde işten atan AKP, geri dönüşlerde ödenen tazminatları bu haksız ihraçlara neden olan idarecilere rücu etmemektedir. Ancak OHAL ve ihraç süresi uzadıkça biriken tazminat miktarları da artmaktadır. Bu nedenle işinden haksız nedenlerle atılanların tazminatı, onları haksız bir şekilde atan kurum üst yöneticilerine rücu edilmelidir. 

KAYIP İŞGÜNÜ SAYISI 64 MİLYONU GEÇTİ


Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere ihraçlar nedeniyle ortaya çıkan kayıp işgünü sayısı korkunç düzeylere yükselmiştir. Kamu hizmetlerinde çalışan 110.717 kişinin, ortalama bir buçuk yıla yaklaşan ihracı nedeniyle ortaya çıkan kayıp işgünü sayısı 64 Milyonu geçmiştir. Bu kadar kayıp gün, asgari ücret üzerinden (1604/30) bile 3,4 Milyar TL etmektedir. 

Kamu emekçilerinin ücretleri ortalama olarak 3.750 TL ve kümülatif faiz oranı ise % 25 olarak var sayıldığında, ihraçlar nedeniyle işine dönecek olanlara verilecek toplam tazminat miktarı, 10 milyar TL’yi aşmaktadır. İhraç süresi uzadıkça ihraç edilen kişilere ödenecek tazminat da artmaktadır. Ortalama kişi başı ödenecek tazminat 90 bin TL’yi geçmiştir. 29 Ekim 2016 tarihinden önceki ihraçların tazminatı 100 bin TL’nin üzerinde olacaktır. En son 160 gün önce ihraç olan 697 sayılı KHK mağdurları bile yaklaşık 25 bin TL tazminat alacaktır. Peki bu miktarlar tüm ihraçlara verilecek midir? 


    

İHRAÇLARIN İŞE İADESİ VE TAZMİNAT ALACAKLARI KESİN MİDİR?

Olağan hukuka göre “memuriyetten men” gerektirecek herhangi bir fiil, davranış veya suç içerisinde olduğu delillerle sabit olmayan herkes için, evet kesindir. İster OHAL komisyonu iade etsin isterde akabinde idare mahkemesi… İhraçların % 90’nı bu şekilde herhangi bir suç isnadı veya soruşturma yapılarak yapılmamış görünmektedir. “Anayasa ve kanunlarda cari olan düzenlemelere yorumsuz bir şekilde bu toplumsal “mali” faturanın büyümemesi için gerekli referanslar gösterilmektedir. AKP-MHP hariç tüm partiler OHAL’i kaldırma ve ihraçları işlerinde döndürme vaadi vermiştir. OHAL kaldırılıp olağan hukuk uygulanmaya başladığında bu iade ve tazminatlar verilecektir. 

Çünkü;


“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; Türkiye bir hukuk devletidir (m.2) ve Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar, Anayasaya aykırı olamaz. (m.11). Temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. (m.13) OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hali dahi olsa; savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında;

·         kişinin yaşama hakkına,
·         maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz;
·         kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz,
·         ve bunlardan dolayı suçlanamaz;
·         suç ve cezalar geçmişe yürütülemez;
·         suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
·         Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırı işlemler yapılamaz (m.15)

“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; kimse, “işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.


“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.


“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; Ceza sorumluluğu şahsîdir.”(m.38)

“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre; Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. (m.40)

“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre;” “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.(m.90)”

“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre;” “Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlüğe girer. (m.91)”


“Yürürlükteki” 1982 Anayasaya göre;” “Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir. Bu kararnameler, Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların Meclisce onaylanmasına ilişkin süre ve usul, İçtüzükte belirlenir. (m.121) ” İç Tüzük bu kararnamelerin 30 gün içerisinde ve ivedilikle görüşülmesini düzenlemiştir. Ancak bu KHK’ler yayımlandıkları sürelerden neredeyse yıl geçtikten sonra kanunlaşmıştır. Hiçbir OHAL KHK’si süresi içerisinde meclise sunulmamıştır. 


“Yürürlükteki” 1982 Anayasa madde 125’e göre;” idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.  İdare OHAL’de yürütmenin durdurulması kararı alabilir. Ancak kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.


Yürürlükteki” 1982 Anayasa madde 129’a göre memurların yargılanması ve işten atılması “ihraçlardaki gibi keyfi ve yargı denetimi dışı” bırakılamaz. Çünkü kamu emekçilerinin güvence ve savunma hakkı keyfi müdahaleye açık değildir. Yargı denetiminin dışına OHAL fırsatçılığı nedeniyle çıkılmış olan bu durum OHAL bittiğinde sil baştan yukarıda ifade edilen faturayı kabartacaktır. 


Sonuç olarak sadece anayasal hükümler dikkate alınarak ihraçların yasadışı, hukuksuz ve haksız olduğu görülebilir. Zaten bu nedenle HDP, CHP ve Saadet Partisi’nden ihraç olmuş milletvekili adayları 24 Haziranda seçime girmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi’nden İ. Kaboğlu ve Y. Taşkın; HDP’den ise E. Katırcıoğlu, K. Lordoğlu, A. Güney, N. Türkmen-Canlı, ve  F. Fahrioğlu Akın ve Veli Saçılık gibi kırkı aşan sayıda ihraç aday bulunmaktadır. 

Yaklaşık yarısı seçilecek yerden olan bu ihraçlar mecliste OHAL ve ihraç hukuksuzluğuna son vermeye çalışacaktır. Zaten AKP dahil bütün siyasi partilerin ortak vaadi OHAL kaldırmaktır. 


Ancak kesin çözüm OHAL ve ihraçları getiren siyasal özneye yani AKP’ye sandıkta gereken dersi vermektir. Büyük çoğunluğu üniversite mezunu önemli bir kesimi yüksek lisanslı yüzbini aşkın kamu emekçisini hukuka aykırı bir şekilde işten atmak hem kamu hizmetlerini aksatmış hem de ihraç edilenleri çok zor bir hayata sokmuştur. İhracı nedeniyle intihar eden kişi sayısının 50’nin üzerinde olması ve net sayının bilinmemesi çok vahim olan yukarıdaki tabloya ilişkin bir fikir verebilir. 

AKP iktidarı veya OHAL rejimi son bulduğunda yaşamını yitirenleri ve geçen kayıp günleri geri getiremeyebiliriz. Ama zararın neresinden dönülse kardır. OHAL ve ihraçlara derhal son verilmeli ve ihraçların bu haksız uygulama nedeniyle uğradıkları zarar tazmin edilmelidir.  İhraçlara ödenecek tazminat haksız şekilde ihraçlara imza atan ve bu kapsamda rol alan kurum üst yöneticilerin (Şube müdürü üstü kadrolara) rucü edilmelidir. 
 

Son Güncelleme: 18.06.2018 14:12
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol