Filipinler’de yeni insan türü keşfedildi

 Filipinler’in en büyük adası Luzon’da, modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni ve garip bir insan türü bulundu.

Filipinler’de yeni insan türü keşfedildi

 Filipinler’in en büyük adası Luzon’da, modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni ve garip bir insan türü bulundu.

12 Nisan 2019 Cuma 22:44
Filipinler’de yeni insan türü keşfedildi

Gazete EmekFilipinler’in en büyük adası Luzon’da, modern insanlarla aynı zamanda yaşamış yeni ve garip bir insan türü bulundu.

Tuhaf bir yeni tür, insan ailesine katıldı. Filipinler’deki en büyük ada olan Luzon’daki bir mağarada bulunan insan fosillerinin arasında bulunan küçük azı dişleri, bu insanların küçük olduğunu gösteriyor. Kavisli parmakları ve ayak baş parmakları, ağaçlara tırmandıklarına işaret ediyor.

Homo luzonensis adı verilen bu tür, Neandertaller ve Denisovalılar da dahil olmak üzere, dünyanın çok sayıda arkaik insanın yaşadığı ve Homo sapiens’in Güneydoğu Asya’ya ilk ayak bastığı zamanlarda, yani 50.000-80.000 yıl önce yaşamıştı.

Arkeolog Adam Brumm, “Bu gerçekten sansasyonel bir keşif. Tüylerim diken diken oldu” diyor.

Keşif, alışılmadık bir başka eski insan türü olan ve Endonezya’daki Flores adasında bulunan küçücük Homo floresiensisleri anımsatıyor. Homo floresiensis türünün takma adı hobbitler.

Homo ayak kemikleri uzmanı Jeremy DeSilva ekip arkadaşları, Güneydoğu Asya adalarının, eski insanlar için bir çeşitlilik beşiği olabileceğinden ve Homo floresiensis gibi Homo luzonensis’in de bir adada izole kalmasından dolayı küçük vücutlar geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor.

Paleoantropolog Armand Mijares’in liderliğindeki bir ekip 2007 yılında, Luzon adasındaki Callao Mağarası’nda bir metatarsal (ayağın üstündeki kemiklerden biri) buldu. 2010 yılında yayınladıkları araştırmaya göre, bu kemiğin şekli, cinsimizin bir üyesine ait olduğunu açıkça gösteriyordu. Uranyum oranları, kemiğin yaş aralığını 50.000 ila 80.000 yılları arasında, asgari yaşın ise muhtemelen yaklaşık 67.000 yıllık olduğunu gösterdi.

Mijares’in ekibi 2011 ve 2015’te bölgeye geri döndü ve “bonanza” adını verdikleri fosili buldu. Daha önce bulunan ayak kemiği parçası ile aynı katmanda, aynı bireyin sağ üst çenesinden beş diş, iki diş, iki parmak kemiği, iki ayak kemiği ve kırık bir kalça kemiği keşfedildi. Araştırmacıların söylediğine göre bu kemikler, muhtemelen hepsi aynı türden en az üç bireyi temsil ediyordu.

Dişler, diğer Homo türlerinde de bulunan benzersiz bir özellikler bütünü gösteriyordu. Küçük azı dişlerinin boyutu yaklaşık olarak bizimkilerle aynıydı, fakat bu dişlerin tek bir kökü değil, ilkel tür özelliği olarak iki ya da üç kökü vardı.

Paleoantropolog Florent Détroit, “Azı dişleri ise oldukça modern bir özellikle tek köklüydü ancak inanılmaz derecede küçüktü: sadece 10 milimetre uzunluğunda ve 8 milimetre genişliğinde” diyor. Bu boyutlar, hobbit lakaplı Bu Homo floresiensis’inkinden bile daha küçük.

Détroit, “Diş boyutları vücut boyutları ile ilişkilidir, bu nedenle Homo luzonensis’in küçük vücutlu olması mümkün” diyor. Ancak bunu kesin olarak bilebilmemiz için tüm halde kol veya bacak kemiği bulmamız gerekir.

Uzun ve kavisli parmaklar ve baş parmaklar, Lucy gibi Australopithecus türüninkine benziyor. Erken bir insan atası türü olan Lucy’nin, hem dik bir şekilde yürüdüğü, hem de ağaçlar arasında sallandığı düşünülüyor.

Paleoantropolog Tracy Kivell, “Bu parmaklar, büyük bir ihtimalle ağaçlara tırmandığını gösteriyor” diyor.

Paleoantropolog Susan Antón, “Ne dediklerini anlıyorum ama aynı zamanda daha fazlasını istiyorum” Bir kafatası kemiği ya da Antik DNA yeni bir tür olup olmadığını ortaya çıkarabilir. Fakat DNA, mağaradaki gibi sıcak, nemli koşullarda hızla parçalanır ve söz konusu fosiller incelendiğinde Antik DNA’yı verecek hiçbir genetik materyal bulunamadı.

Homo luzonensis’in farklı bir tür olup olmadığı bir kenara, yüz binlerce yıl boyunca adada izole kalarak evrim geçirmiş olabilir. Luzon’daki kasaplık işlemleri görmüş gergedan kemikleri 700.000 yıl önceye dayanıyor, ancak araştırmacılar hangi insan türünün bundan sorumlu olduğunu henüz bilmiyor.

Mijares ve ekibi tekrar mağaraya geri döndü. İnsan hikâyesinin birçok parçası Güneydoğu Asya’nın adalarında gizleniyor olabilir.

Antón, insan evrimi söz konusu olduğunda, sandığımızdan çok daha az şey bildiğimizi söylüyor.

Kaynak: Gazete Karınca

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol