Demirtaş seçim tahminini açıkladı: AKP-MHP bloku sandıkta ağır cezalandırılacak

Cezaevinden mektupla sorulara yanıt veren Selahattin Demirtaş, seçim sürecinde iktidarın yürüttüğü kampanya için, "Siyasetin ve etiğin, hiçbir dönemde alınmadığı kadar ayaklar altına alındığı bir seçim kampanyası yaşanıyor" ifadesini kullandı. Demirtaş seçim sonuçları için ise, "AKP-MHP bloğunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını düşünüyorum" dedi.

Demirtaş seçim tahminini açıkladı: AKP-MHP bloku sandıkta ağır cezalandırılacak

Cezaevinden mektupla sorulara yanıt veren Selahattin Demirtaş, seçim sürecinde iktidarın yürüttüğü kampanya için, "Siyasetin ve etiğin, hiçbir dönemde alınmadığı kadar ayaklar altına alındığı bir seçim kampanyası yaşanıyor" ifadesini kullandı. Demirtaş seçim sonuçları için ise, "AKP-MHP bloğunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını düşünüyorum" dedi.

25 Mart 2019 Pazartesi 15:20
Demirtaş seçim tahminini açıkladı: AKP-MHP bloku sandıkta ağır cezalandırılacak

Gazete Emek- Cezaevinden mektupla sorulara yanıt veren Selahattin Demirtaş, seçim sürecinde iktidarın yürüttüğü kampanya için, "Siyasetin ve etiğin, hiçbir dönemde alınmadığı kadar ayaklar altına alındığı bir seçim kampanyası yaşanıyor" ifadesini kullandı. Demirtaş seçim sonuçları için ise, "AKP-MHP bloğunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını düşünüyorum" dedi.

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, bianet’ten Evrim Kepenek‘le mektuplu röportaj yaptı. Demirtaş, “siyasetin ve etiğin hiçbir dönemde bu kadar ayaklar altına alınmadığını” ifade ederek, “Bunun adı siyaset falan da değildir” dedi.

Röportajdan bir bölüm şöyle:

2015 genel seçimlerinde Muğla mitinginizde, “Ahmet Kaya’yı gizli gizli dinlediğiniz gibi Selahattin Demirtaş’ı da dinlediğinizi biliyoruz” gibi bir pankart vardı. Sizce de, size hem çok kızıp hem de gizlice izliyorlar mı?

Bana kızanların beni izlediklerini sanmıyorum. İzleselerdi kızmazlardı. Kızanlar, beni tam izlemeden önyargı sahibi olanlardır. Onlara saygı duyuyorum. Herkes beni izlemek veya sevmek zorunda değil. Ama oy vermeyi düşünmeyen milyonların izleyip sevdiğini biliyorum. Kimi gizli (platonik :)) kimi açıktan sevip izliyor halen.

‘DIŞARIDA OLSAM SONUÇLAR FARKLI OLACAKTI’

Geçenlerde politikacı Nesrin Nas, “Demirtaş’ı çok özledik” gibi bir tweet attı. Sosyal medyada, “Demirtaş olsaydı her şey farklı olurdu” minvalinde yorumlar yapılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Ben de tüm dostları özledim elbette. Dışarıda olsaydım referandum dahil tüm seçimlerin sonuçları farklı olacaktı. Zaten ben ve arkadaşlarım bu amaçla atıldık hapse. HDP ise elinden gelenin en iyisini yapıyor. Fedakârca bir mücadeleyle, baskılara rağmen dimdik ayakta duruyor. Ortada ciddi bir başarı da var. Bu yönüyle, hepimiz bunu görmeli ve emeğe saygı duymalıyız.

Ana akım medya ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ana akım medya diye bir şey yok artık. Hepsi havuzun, hatta kanalizasyonun dibindeler. Bence ne izleyin ne de okuyun bunları. Çok mecbur kalırsanız da burnunuzu kapatarak azıcık izleyin. Bu dönemin tetikçi medya şaklabanları, ileriki yıllarda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından sürekli, “yılın laleleri ödülü” ile “onurlandırılacaklardır” eminim. Çocukları bile bunlardan utanacak.

Yerel seçimlere giderken Türkiye’nin atmosferini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyasetin ve etiğin, hiçbir dönemde alınmadığı kadar ayaklar altına alındığı bir seçim kampanyası yaşanıyor. Bunun adı siyaset falan da değildir. Sınırsızca yalan, iftira, tehdit ve hakaretlerle oy toplamaya çalışmanın nesine siyaset diyebiliriz ki? Yapılanlar çok ayıp ve ucuz. İlkesizlik. Manipülatif söylemler ve kara propagandalar korkunç bir kutuplaşmaya yol açıyor. Zaten kapanması zor yaraları iyice kanırtıp kanatıyorlar. Bu şekilde seçim kazansan bile toplumun bağrına rüzgâr ekmiş olursun. Ancak toplumun ekseriyetinin bu yalanlardan ve kamplaştırma siyasetinden artık bıkıp usandığını görüyoruz. Hiç kimse bu düşmanlaştırma politikasının kucağına düşmemelidir. Ülke hepimizindir ve barış içinde, huzur içinde yaşamanın yolunu bulacağız. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

‘DAHA AĞIR BASKILARA HAZIRLIKLI OLUNMALI’

Avrupa Birliği süreci gibi konular yeniden demokratikleşmeye neden olabilir mi?

Girdiği kabın şeklini almakta zorlanmayan pragmatizm esaslı ve omurgasız bir siyasetin nereye evrileceğini kestirmek zor. Ama herkesin daha ağır baskılara hazırlıklı olmasında yarar var.

Seçim sonuçları ne olur sizce?

Az önce belirttiğim sosyo-psikolojik ortamın yanında, bir de dibe vurmuş ekonomi gerçeği var. Seçim sonuçlarını çok net bir şekilde ekonomi ve demokraside yaşanan kötü gidiş belirleyecek. AKP-MHP blokunun, halk tarafından sandıkta ağır bir şekilde cezalandırılacağını düşünüyorum.

Cezaevinde olmasaydınız şu anda politik anlamda nerede olurdunuz?

Kehanette bulunmak gibi bir niyetim yok ama nerede mücadele varsa orada olurdum. Şimdilik zindanlarda mücadele var ve buradayım.

Politik anlamda, kendinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

İş başvurusu görüşmesinde gibi hissettim. Politik olarak bir yerlerde olma gibi bir derdim hiç olmadı. Hayata karşı durduğum yeri ve çizgiyi korumaya gayet ediyorum sadece. Siyasi kariyer arayışı, hırsı, çabası olan biri değilim ki. Mümkünse parti siyaseti ve seçilmişlik görevlerinden uzak bir yerde mücadele etmeyi tercih ederim. 10 yıl değil, 100 yıl daha yaşasam ezilenlerin, sömürülenlerin, ötekilerin içinde, yanında olmaya devam edebilmişsem yeterlidir benim için.

AÇLIK GREVLERİ…

Leyla Güven’in açlık grevi kritik noktaya gelmiş durumda. Cezaevlerinde de 300’ü aşkın mahpus açlık grevinde…

İçeride ve dışarıda devam eden açlık grevleri çok önemli bir talebin altını çiziyor. Türkiye’de hali hazırda yaşanan politik, ekonomik ve sosyal; temel sorunların çözümünün önünü açabilecek güçlü bir potansiyeli açığa çıkarmaya çalışıyor Leyla Güven ve açlık grevi eylemcileri. Ama seçim atmosferinde yaşanan ve dehşet boyutlara vardırılan kutuplaşma ve gerilim siyaseti nedeniyle açlık grevleri ve talepler gündeme etki edemiyor. Tabii, başka nedenler de var. Ama yine de hiçbir bahaneye sığınmadan, demokrasi ve barış yanlılarının bu talepleri sürekli gündeme taşıyan bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Açlık grevi eylemlerini yeni bir çözüm sürecinin önünü açabilmesi de toplumsal sahiplenmeye bağlıdır. Mevcut iktidar kliğinin barış gibi bir derdinin olmadığı malum zaten. Fakat toplum, savaş politikalarına karşı sesini yükseltirse hiçbir politikacı bunu uzun süre görmezden gelemez. Aslında, hükümetin açlık grevleri ile zorlandığını ve daha fazla teşhir olduğunu düşünüyorum. Umarım tek bir kişi daha yaşamını yitirmeden olumlu sonuçlanır bu süreç.

’16 ŞARKI SÖZÜ YAZIP BESTELEDİM’

İçeride sanatçı kimliğiniz de öne çıktı. Bir değil birçok Demirtaş’la karşılaştık. Bunu nasıl başardınız? Yeni sanat projeleri var mı?

Siyasetçi kimliği bana biraz da mecburiyetten yakıştırıldı. Ben esasında, insan hakları savunucusu bir avukatım. Sanat ve edebiyata da siyasetten fazla ilgi duyuyor ve anlam biçiyorum. Siyasetin nobranlığını, çirkinliğini ancak sanat ve edebiyatla törpüleyebilirsiniz. Ben bütünlüklü bir insan olmaya çabalıyorum; iyi bir siyasetçi olmaya değil. Sanatı da edebiyatı da insan hakları alanını da siyasetten çok seviyor ve daha anlamlı buluyorum. Hepsi için de çok çalışmak ve yüreğini ortaya koymak, hesapsız, çıkarsız bir yaklaşım sergilemek gerekiyor. Yoksa güzel üretimler yapamazsınız. Benim yaptıklarımın güzel olup olmadığına da sonuçta halk karar veriyor. “Güzel olmuş” denilince de bayramlık çocuklar gibi seviniyor ve motive oluyorum. Bir şeyleri ne pahasına olursa olsun başarmaya değil güzel yapmaya, güzel olmaya çalışıyorum. Şu ana kadar 16 şarkı sözü yazıp bestelerini yaptım. Bir ikisini siz dışarıda dinlediniz ama ben o kayıtları henüz dinleyemedim.

İKİ KARA KALEM ÇALIŞMASI

Cezaevinde Seher romanını yazan ve nisan ayında bir öykü kitabı, sonbaharda romanı çıkacak olan Demirtaş, iki kara kalem çalışmasını da bianet’le paylaştı.

Kaynak: Duvar

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol