Diyarbakır'lı kadınlardan 'mor' eylem

Diyarbakır'da, bir çok sivil toplum kuruluşunun bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı, 4 aylık şiddet verileri raporunu açıklarken, son 4 ayda 3 kadının katledildiiğini ve toplam 954 ckadının şiddet başvurusu yaptığını açıkladı. 

Diyarbakır'lı kadınlardan 'mor' eylem

Diyarbakır'da, bir çok sivil toplum kuruluşunun bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı, 4 aylık şiddet verileri raporunu açıklarken, son 4 ayda 3 kadının katledildiiğini ve toplam 954 ckadının şiddet başvurusu yaptığını açıkladı. 

08 Temmuz 2019 Pazartesi 18:09
Diyarbakır'lı kadınlardan 'mor' eylem

Gazete Emek- Diyarbakır'da, bir çok sivil toplum kuruluşunun bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı, 4 aylık şiddet verileri raporunu açıklarken, son 4 ayda 3 kadının katledildiiğini ve toplam 954 ckadının şiddet başvurusu yaptığını açıkladı. 

Rosa Kadın Derneğinde siyah ve mor kıyafetler giyerek yerel yas programı kapsamında bir araya gelen çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bileşeni olduğu Şiddetle Mücadele Ağı'nın toplantısına katılan kadınlara, HDP Milletvekilleri Meral Dnış Beştaş, Semra Güzel, Sabaha Aydeniz, Ebru Günay ve HDP'li kadın belediye başkanları da katıldı. Diyarbakır'daki Mart ve Haziran ayları arasındaki 4 aylık şiddet raporunu verilerini açıklayan Ruken Ergüneş, raporlarının Diyarbakır'da kadına yönelik Şiddetle mücadele Ağı bileşenleri içerisinde, şiddete maruz kalmış kadın ve çocukların başvurduğu STK ve meslek örgütlerinin son 4 ay süresince aldığı başvuru sayıları ve maruz kalınan şiddet türleri dikkate alınarak hazırlandığını söyledi. Şiddet ağının temel konusunun, kadına yönelik şiddet mücadele olmakla birlikte çocuğa yönelik şiddetin geldiği boyutları kamuoyuyla paylaşmayı da sorumluluk olarak gördüklerini söyleyen Ergüneş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"4 AYDA 3 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ, 954 ŞİDDET BAŞVURUSU YAPILDI"


"Şiddet ağı imzacı ve destekleyici kurumlara son dört ayda gelen toplam başvurucu sayısı 954 tür. Bu süreçte 3 kadın katledilmiştir. Kurumlara ulaşan kadınlar aile içinde ve aile dışında erkekler tarafından fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik, sosyal ve dijital şiddete maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Başvuru gerekçesi ne olursa olsun başvuruda bulunan her kadın birden fazla şiddet türüne maruz kaldığını ifade etmiştir. 954 başvurucunun 701'i farklı şiddet türleriyle beraber 'psikolojik şiddete' sürekli olarak maruz kaldığını beyan etmiştir. 418 kadın fiziksel şiddete maruz kaldığını beyan etmiştir. 160 kadın cinsel şiddete maruz kalmıştır. 301 kadın başvuru gerekçesi farklı olsa da sürekli olarak ekonomik şiddet gördüğünü ifade etmiştir. 129 kadın sosyal şiddete sürekli maruz kaldığını ifade etmiştir. 9 kadın dijital şiddete maruz kaldığını beyan etmiştir. 
258 kadın can güvenliği riski altındadır. 6 kadın hürriyetinden mahrum bırakılmıştır. Sığınakta kalma talebiyle 106 başvuru yapılmıştır."

"4 AYDA 1716 ÇOCK ŞİDDETE MARUZ KALMIŞ"


Ergüneş, Diyarbakır barosu çocuk hakları merkezi verilerine göre son 4 ayda 1716 çocuk şiddete maruz kaldığını da ifade ederek, "Ayrca kentimizde son dört ayda 1526 çocuk suça sürüklenmiştir.Elimizdeki verilerin sadece şiddet ağına dâhil STK ve meslek odalarına yansıyan sonuçlar olduğunu kaygıyla belirtiyoruz. Sunduğumuz sayıların tüm Diyarbakır'da son dört ayda meydana gelmiş kadın ve çocuklara yönelik şiddet sayısının bir kısmını oluşturduğunu biliyoruz. Bu rakamlar karakolların, resmi kurumların verilerini içermemektedir. Raporumuzu oranlar ve karşılaştırmalar üzerinden değil doğrudan sayılarla paylaşmamız bir tavır sonucudur. Her bir rakam bir veri değil bir kadının, bir çocuğun yaşadığı şiddeti ifade etmektedir. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadelede sivil toplum örgütleri etkin bir şekilde mücadele ediyor olsa da bu rakamların azaltılmasındaki başat aktör devletler ve hükümetlerdir"diye konuştu. Can güvenliği tehdit altında olan kadınların büyük zorluklar altında kendilerine ulaşabildiğini de belirten Rken Ergüneş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"CEZASIZLIK, MAĞDURLARDA HUKUKİ MEKANİZMALARA KARŞI GÜVENSİZLİĞİ ARTIRMAKTADIR"


"Tedbir kararının alınması, koruma talebi ve şikâyetçi olmak için başvurucularımıza refakat etmekteyiz. Karakolda herkese açık ortamda başvurucunun ve bizlerin ilk muhatap olduğu erkek polislerdir. Durumu anlamak adına kalabalık ve büyük çoğunluğu erkeklerden oluşan bu ortamda ilk başvuru gerekçesi sorulmaktadır.  Kişi ikamet ettiği ya da şiddete maruz kaldığı mıntıkadaki karakola yönlendirilmektedir. Kadınlar canını zor bela kurtarıp kaçtığı mahalleye tekrar gönderilmektedir. Saatlerce herkesle aynı koridorda ifade alınmasını beklemek zorunda kalmakta, ifadeyi şiddet türü ne olursa olsun erkek polisler almakta ve ayrıca bir formasyon gerektiren bu işi karakolda herhangi bir ruh haline, ses tonuna ve psikolojik durumuna bakılmaksızın erkek polisler yapmaktadır. Resmi sürecin bir parçası olarak kadının ifadesi alındıktan sonra yine erkek polislerin sohbetleri eşliğinde hastaneye götürülüp sağlık raporu alınmaktadır. Tüm bu süreçlerde görev alan devlet memurlarının travma yaşamış insanlara hizmet verebilme formasyonuna sahip olması gerekmektedir. Tüm bu yıldırıcı süreçlerin sonunda ceza indirimi, iyi hal indirimi, delil yetersizliği gibi gerekçelerle faillerin cezasız kalması, koruma kararlarına rağmen kadınların öldürülmeye devam ediyor olması mağdurlar açısından hukuki mekanizmalara karşı ciddi bir güvensizlik yaratmaktadır."

Mağdur çocukların, adli yargılama içerisinde örselenmemeleri adına faaliyet gösteren Çocuk İzlem Merkezleri ve Adli Görüşme Odalarının niiteliksizliğinin çocuukları bir kez daha mağdur ettğini belirten Ergüneş, "Çocuklarda Cezaevi algısı yaratarak kendilerini ifade etmelerini olanaksızlaştırmıştır. Faaliyet gösteren bu kuruluşların mağdur çocuk  psikoanalizine uygun olması gerekmektedir. Bu hususlarda onarım yapılmadıkça mağduriyet farklı bir mağduriyeti beraberinde getirecektir. Bu alanlar, yetişkin ruhuna değil de saf çocuk ruhuna uygun  görsel vb metaryeller kullanılarak tasarlanmalıdır. Bu konuda kurumları ve tüm uzmanları sorumluluk almaya davet ediyoruz. Son olarak çocuk ve kadınların  intihar girişimi sebebiyle resmi makamlara yansıyan rakamlar ise oldukça endişe vericidir. İntihar girişimlerinin en küçüğü 11 ve ağırlıkta olarak 15-16 -17 yaşta olan çocuklarda görüldüğünü ifade edebiliriz. Ayrıca kadınlarda 18 yaş üstü intihar girişimleri de 18-19 yaş aralığında ciddi bir artış göstermektedir. İntihar girişimi toplam başvuru sayılarına dâhil edilmemiştir. Sorumluluk gereği sayıyı kamuoyuyla paylaşmayı uygun bulmuyoruz. Konuya ilişkin çalışma yürüten kurumlarla bilgileri paylaşma ve ortak mücadele etme konusunda hazır olduğumuzu bildirmek isteriz. Kentimizde son aylarda intihar sebebiyle hayatını kaybeden çocukların ve kadınların olduğunu gerek şiddet ağındaki kurumlara yansıması ve gerekse de basında yer alması sebebiyle bilmekteyiz. İntihar gerekçeleri genellikle evliliğe zorlama, gelecek kaygısı ve bunlar gibi toplumsal baskılar olmakta ve kişiyi çözümsüz bırakarak ölümüne alenen sebebiyet vermektedir"dedi. 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol