Buldan: Artık şapkamızı önümüze koyup düşünmenin vakti geldi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP 5’inci Olağan Kongresinde konuştu. Kürt sorunun çözümü, Kürtler arası ulusal birlik ve yeni bir sürecin gelişmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Buldan şöyle konuştu:

Buldan: Artık şapkamızı önümüze koyup düşünmenin vakti geldi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP 5’inci Olağan Kongresinde konuştu. Kürt sorunun çözümü, Kürtler arası ulusal birlik ve yeni bir sürecin gelişmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Buldan şöyle konuştu:

30 Kasım 2019 Cumartesi 15:25
Buldan: Artık şapkamızı önümüze koyup düşünmenin vakti geldi

Gazete Emek- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP 5’inci Olağan Kongresinde konuştu. Kürt sorunun çözümü, Kürtler arası ulusal birlik ve yeni bir sürecin gelişmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Buldan şöyle konuştu:
 
Sevgili Mehmet Başkanın da işaret ettiği gibi bu kongremizi çok zor şartlarda gerçekleştiriyoruz. Yaşanan bu zor ve zahmetli süreçte elbette aramızdan ayrılan arkadaşlarımız, yoldaşlarımız oldu. Binlerce insanımızı kaybettiğimizi, binlerce yoldaşımızı toprağın altına verdiğimizi, binlerce yoldaşımızı sürgünlere gönderdiğimizi ve cezaevinde yatan yoldaşlarımızın bu mücadeleye kattığı değerleri ve verdiği emekleri buradan ifade etmek yeterli olmaz.

Bu kadar yoldaşımız cezaevindeyse oturup düşünmemiz gerekiyor

Hepimiz çok zor süreçlerden geçtik. Bugüne kadar ödediğimiz bedellerin, yürütmüş olduğumuz mücadelenin ağırlığı karşısında belki ifade etmek zordur ama bizler toprağın altına verdiğimiz yoldaşlarımızın emekleriyle bugüne geldik. Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı bugün eğer cezaevindeyse, sevgili Sebahat Tuncel cezaevinden buraya mektupla katılabiliyorsa, yine onunla birlikte demokratik siyasetin öncülüğünü yapan sevgili Selahattin Demirtaş, sevgili Figen Yüksekdağ ve onlarla birlikte cezaevinde kalan binlerce yoldaşımız bugün burada değilse ve mesajlarıyla aramıza katılıyorsa bir kez daha oturup düşünmenin, bir kez daha şapkamızı önümüze koymanın zamanı gelmiştir.

AKP’nin tek amacı Kürtsüz bir dünya yaratmaktır

Bizler faili meçhul süreçleri yaşayan, sürgünleri yaşayan, cezaevlerinde işkenceleri gören ve demokratik siyasette her türlü zorbalıkla karşı karşıya kalan bir gelenekten gelen Kürtler olarak bu dönemde de zorluklar yaşıyoruz. Ancak her türlü zorluk karşısında Türkiye’de sadece Kürtlerin değil Türkiye toplumunun bir bütünen ezildiğine, sömürüldüğüne ve yok sayıldığına tanıklık ediyoruz. Ancak özellikle Kürtlerin yüzyıllardır yaşadığı acılar elbetteki anlatılamaz. Türkiye halkları bir bütün olarak eziliyor ancak bunun yanında Kürtler iki kat eziliyor. Bugün AKP hükümetinin Türkiye’ye dayattığı ve sadece Türkiye ile sınırlı kalmayan tüm dünyaya başta Orta Doğu olmak üzere tüm dünyaya dayattığı tek bir şey var: Kürtsüz bir dünya yaratmak, Kürdün nefes aldığı her yere müdahale etmek. Bu dünyada nerede bir Kürt varsa orada Kürt’ü yok saymak, ezmek sömürmek, imha etmek ve onursuz bir yaşamı kendilerine reva görmektir. Evet bugün sadece Türkiye sınırları içinde değil, Kürtler yaşadıkları yaşadıkları her yerde zorbalıkla, imha ve inkarla karşı karşıya kalıyor. Ancak Kürtlerin bütün bunlar karşısında sergilediği bir onurlu duruş vardır. Yürüttüğü demokratik bir süreç vardır. Bu süreçler elbette başta Türkiye olmak üzere dünyanın her yerinde Kürt halkının direnişiyle, özgürlük ve barış mücadelesiyle büyüyecek ve güçlenecektir.

AKP son demlerini yaşıyor, saldırarak koltuğunu korumaya çalışıyor

AKP hükümeti artık neresinden bakarsanız bakın son demlerini yaşıyor. Son demlerini yaşadığı bu günlerde ne kadar ezersem ne kadar çok tutuklarsam ne kadar çok imha ve inkar edersem kendi koltuğumu koruyabilirim anlayışı içerisinde. Yine Kürtlere ve Türkiye halklarına saldırmanın yol ve yöntemlerini arıyor. Bizim de bunlar karşısında elbette izlemek istediğimiz bazı yollar var. Kürtler mücadele etmeye ve direnmeye devam edecek. Kürtler Türkiye halkları ile omuz omuza birlikteliğini sürdürmeye devam edecek. Kürtler kendi ulusal birliklerini kurma yolunda adımlar atmaya devam edecek.

Kürtler ve Türkiye halkları birlikte yürümenin yöntemini bulacaktır

Eğer bunları gerçekleştirebilirsek, bunları bir yol ve yordamına sokabilirsek inanın ki Kürtlerin ve Türkiye halklarının kazanımları en kısa zamanda bizlere yol gösterecektir. Kürtler cezaevine atılan yoldaşlarının, halkın iradesiyle seçilmiş belediyelerine atanan kayyımların ve bununla birlikte tıkanmak istenen demokratik siyasetin önünü açmak için bu büyük yolda, bu zahmetli yolda mücadele ve direnişini elbette büyütecektir. Ancak bunu yaparken Türkiye halklarıyla omuz omuza ve birlikte yürümenin yol ve yöntemlerini bulacaktır. Biz biliyoruz ki Kürt halkı yalnız değildir. Bugün bu salonda bir kez daha gördük Kürt halkının dostları ve yoldaşları her zaman Kürtlerle birliktedir.

Kürtlerin ulusal birliklerini sağlamasının zamanı gelmiştir
 
Kürtlerin bugün yapacağı bir şey daha var o da ulusal birlik meselesidir. Evet geç kalınmış olsa bile ulusal birlik meselesinde Kürt halkının dünyanın neresinde olursa olsun ulusal birliğini sağlamasının zamanı gelmiştir. Çünkü biz biliyoruz ki Kürtler birlik olmadan, beraber olmadan dünyanın her yerinde Kürt’e zulüm, Kürt’e baskı, Kürt’ü inkar devam edecektir. Son dönemlerde gördük ve yaşadık. Özellikle Suriye meselesinde, Suriye’yi işgal girişimiyle birlikte Kürt halkına dayatılan, Kürt halkının kazanımlarına yönelik dayatılan bu baskılar karşısında ifade edilenler, söylenenler elbette kıymetliydi. 4 parçada Kürtlerin sesi, soluğu, nefesi, yüreği bir oldu, birlik oldu. Bu birliği, bu beraberliği, bu yürek atışını elbette somut adımlarla pekiştirmek lazım. İşte gün bugündür.

Barış sürecinin yeniden yaşanması için üzerimize düşeni yapmaya hazırız ama bu AKP ile olmaz

En zor zamanlarda Kürt halkının birliği söz konusu ise o mutlaka gerçekleşmelidir. Kürtlerin birliğinin elbette İmralı Cezaevinde Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kalkmasına da imkan sağlayacağını biliyoruz. Bugün ağırlaştırılmış bir tecrit ile karşı karşıya kalan Sayın Öcalan’ın Türkiye’nin demokratikleşmesi ve barışı için büyük emekler sarf ettiğini en yakından tanığı olarak söylemek isterim. 2011-2015 yılları arasında eğer analar ağlamadıysa, babalar gözyaşı dökmediyse, gencecik fidanlar toprağa düşmediyse, kan akmadıysa bunun sebebi Sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu barış ve müzakere sürecidir. O dönem gördük ve tanıklık ettik. O 5 yıl içerisinde özellikle 2011 yılında başlayan ancak Türkiye kamuoyunun ancak 2013 yılında haberdar olduğu bu barış ve müzakere sürecinde hepimiz çok şey kazandık. Bu ülkeye cenazelerin gelmemesi en büyük kazanımdı. İşte bu tür süreçlerin yeniden yaşanması, bir daha başlaması için öncelikle Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerekiyor. Bizler HDP olarak Türkiye’nin demokratikleşmesine, barışına, özgürlüğüne olan ihtiyaçtan kaynaklı olarak bu sürece katkı sunmaya hazırız. Bir tek insanımızın saçının teline zarar gelmemesi, insanlarımızın ölmemesi, annelerin ağlamaması için elbette barışa ihtiyaç var. Bu barış AKP ile gerçekleşecek bir barış değildir. Bu kadar zulüm ve inkardan sonra cezaevindeki yoldaşlarımıza verdiğimiz söz itibariyle AKP’yi göndereceğiz, barışımızı halklarımızla sağlayacağız. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol