Temelli'den kendisine 'Kürt bile değil' diyen Erdoğan'a yanıt

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'den kendisi hakkında "Kürt bile değil" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt: "Hakaret ederken bile “Kürt bile” diyor. Yani bu ülkenin Kürt vatandaşlarını ikinci sınıf vatandaş yapma peşinde. Biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyız. Biz Kürdüz,Türküz, Ermeniyiz. Biz ülkenin asıl sahipleriyiz. Sen kim oluyorsun? Sen daha bu ülkeyi anlayamamışsın. Sen ayrımcılıkla yol alacağını sanıyorsun. Utanmasa kafatasımızı ölçecek."

Temelli'den kendisine 'Kürt bile değil' diyen Erdoğan'a yanıt

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'den kendisi hakkında "Kürt bile değil" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt: "Hakaret ederken bile “Kürt bile” diyor. Yani bu ülkenin Kürt vatandaşlarını ikinci sınıf vatandaş yapma peşinde. Biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyız. Biz Kürdüz,Türküz, Ermeniyiz. Biz ülkenin asıl sahipleriyiz. Sen kim oluyorsun? Sen daha bu ülkeyi anlayamamışsın. Sen ayrımcılıkla yol alacağını sanıyorsun. Utanmasa kafatasımızı ölçecek."

06 Mart 2019 Çarşamba 15:09
Temelli'den kendisine 'Kürt bile değil' diyen Erdoğan'a yanıt

Gazete EmekHDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'den kendisi hakkında "Kürt bile değil" diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yanıt: "Hakaret ederken bile “Kürt bile” diyor. Yani bu ülkenin Kürt vatandaşlarını ikinci sınıf vatandaş yapma peşinde. Biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyız. Biz Kürdüz,Türküz, Ermeniyiz. Biz ülkenin asıl sahipleriyiz. Sen kim oluyorsun? Sen daha bu ülkeyi anlayamamışsın. Sen ayrımcılıkla yol alacağını sanıyorsun. Utanmasa kafatasımızı ölçecek."


HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin Tatvan’da yaptığı seçim bürosu açılışında konuştu. Temelli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi hakkında söylediği, “Kürt bile değil” ifadesine yanıt verdi ve “utanmasa kafatasımızı ölçecek” dedi. Öğrencilerin Erdoğan’ın mitinglerine zorla götürüldüğünü söyleyen Temelli, “Diyor ki, ‘belediyecilik gönül işidir’, kimsenin sende artık gönlü yok. Seni gönüllü olarak dinleyen de yok, mitingine gelen de yok” diye konuştu.

Temelli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

TECRİT SON BULSUN DİYE… 

Bugün burada bir aradayız. Bir araya gelmeyelim diye ellerinden geleni yaptılar ama biz bugün bir aradayız buradayız ve hiçbir yere gitmiyoruz. Biliyorsunuz Sevgili Leyla Güven DTK Eşbaşkanımız ve Hakkari vekilimiz bugün açlık grevinin 119’uncu gününde. Tam 119 gündür sağır olmuş bu ülkede adalet, barış ve huzur istiyor. Bu zulüm iktidarına sesleniyor, “Tecride son verin” diyor. Tecride son verin ki bu savaş son bulsun bu zulüm sonlansın. Onunla birlikte bugün cezaevlerinde bulunan yüzlerce tutsak, Kandıra’da Selma Irmak ve Sebahat Tuncel, Hewler’de Nasır Yağız ve dünyanın da birçok yerinde, birçok arkadaşımız açlık grevinde. Neden? Tecrit son bulsun diye.

HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ

Sesimiz biraz gitti, çünkü her yerde bunlar sesimiz duysun diye bağıra bağıra konuşuyoruz. Herkes sesimizi duyuyor, bu hakikatin sesidir. Bu sesi her yerde yükselteceğiz. Onlar gibi yalanın, sahtenin sesi değildir. Onlar gibi halkı aldatmaya yönelik bir ses değildir. Doğru ne ise hakikat ne ise bizim de sesimiz odur. Bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz. Sürekli meydanlarda HDP’ye saldırıyor. Sürekli bizi düşmanlaştırıyor. Hatta o kadar ileri gitti ki bütün Kürt halkını düşmanlaştırdı. Bütün Kürt halkına ‘defolun gidin’ dedi. Bu kabul edilebilir bir şey mi? Bir cumhurbaşkanı bir halka böyle hitap edebilir mi? Bir cumhurbaşkanı bir halka ‘defolun gidin’ diyor. Hiçbir yere gitmiyoruz. Buradayız, 31 Mart’ta sandığa gidiyoruz. Bütün halklar, sadece Kürt halkı değil bütün Türkiye halkları sandıkta sana en güzel cevabı verecek. Bakın burada bir aradayız. Kürdüyle Türküyle.

BİZ BURADAYIZ SEN GİDİYORSUN

Gitmiş Ahlat’ta saray yaptırıyor. Ahlat’ta saray yaptırana kadar bir Ahlat’a bak bakalım, Ahlat nasıl bir yer? Ahlat, bin yıldır Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla bir arada yaşıyor. Sen kimi nereden kovuyorsun? O yüzden de bu topraklarda yaşayan Kürtler, Türkler, Lazlar, Gürcüler, Ermeniler bu ülkenin geleceğine sahip çıkarak bu ceberrut iktidara o güzel yanıtını verecektir. Diyecektir ki “biz buradayız, sen gidiyorsun”. Bu adaletsizliğe son vermek için olduğumuz her yerde kentimize sahip çıkmalıyız. Yaşadığımız yere sahip çıkmalıyız. Bakın, 96 belediyemize kayyım atadı. Kayyım adaletsizliktir. Kayyım siyasi irademizin gaspıdır. Kayyım yolsuzluktur, hırsızlıktır. Kayyım çöptür, çukurdur, çamurdur. İşte şimdi kayyımlardan kurtulma zamanı. Tatvan’da kayyım yok, ama kayyımdan beterdir Tatvan. Kayyımdan hep birlikte kurtulacağız. Tatvan bizimdir, Tatvan Ya Me Ye!

TELEVİZYONLAR İFLASIN EŞİĞİNDE

Artık kimse televizyon seyretmiyor. Televizyonlar iflasın eşiğinde. Televizyonların hepsini aldı, Ziraat Bankası’ndan krediler aktardı. Kendisi televizyona çıkıyor, kimse izlemiyor. Battı televizyonlar. En son yapılan ölçümde 51. sıradaymış düşünün bir ülkenin cumhurbaşkanı televizyona çıkıyor, o sırada millet ne seyrediyor? Televizyonu kapatıyor. Dedim ki, sakın televizyonları camdan atmayın. Televizyonlar bize lazım. Bugünler geçer biz o televizyonları yine açarız. Hakikatin sesini yine dinleriz. Miting yapıyor, mitinge giden yok. Almışlar öğrencileri mitinge taşımışlar. Çocuklar o soğukta derslerinden olmuş. O sanıyor ki onu dinlemeye gelmişler. Bak söylüyorum, yine seni aldatıyorlar. Onlar lise talebesi lise. Bak burada lise talebesi yok. Burada herkes dersinde. Buraya gelen gönlüyle, vicdanıyla, iradesiyle geliyor. Buraya valinin emriyle gelen var mı? Okul müdürünün emriyle gelen var mı? Buraya zorla gelen var mı? Sonra da diyor ki belediyecilik gönül işidir. Kimsenin sende artık gönlü yok. Seni gönüllü olarak dinleyen de yok, senin mitingine gönüllü olarak gelen de yok. Edi bese.


 KADINI YOK SAYDILAR

 Bütün belediyeler halkın taşınmazlarını satıyorlar. Halkın hakkını gasp edip, yandaş müteahhitlere aktarıyorlar. Buna son vereceğiz. Bizim olana sahip çıkacağız. Katılımcı bütçe anlayışımızla, yerel demokrasi anlayışımızla, radikal demokrasi anlayışımızla kentimizi biz yöneteceğiz. Ücretsiz, anadilinde kreşler açacağız. Eğitim destek evleri açacağız. Kadınlar sosyal hayatın içinde olacak. Kadınlara istihdam olanağı yaratacağız. Kadınları yok sayan, kadına şiddete göz yuman, kadın cinayetlerini meşrulaştıran bu iktidara karşı kadınlar iktidara diyoruz! İktidara geldikleri her yerde kadın koruma evlerini, kadın dayanışma evlerini kapattılar. Kadını yok saydılar. Oysa diyoruz ki kadınlar vardır! İşte 8 Mart geliyor. 8 Mart’ta yine en güçlü ses kadınların partisinden yükselecek! Herkes borçlu, herkesi borçlandırmışlar. Borçlu olmayan var mı? Herkesin borcu var. Kişi başına borç 6 bin dolar olmuş. Kişi başına gelir 8 bin dolar, net gelir ise 2 bin, 2 bin 500 dolar. Diyorlar ki ülkede kişi başına geliri biz yükselttik. Borçla yükseltmişsin. Herkes borçlu. Kime ne hayrı var bu gelirin. Borcu olmayan çiftçi yok esnaf yok. Borcu olmayan kim var? Sen varsın, bir de senin halka küfreden müteahhitlerin var.

HAKARET EDERKEN BİLE ‘BİLE’ DİYOR

Diyor ki “Biz bu halka refah getirdik”. Siz bu halka zulüm, işsizlik borç getirdiniz. Bunları söyleyince diyor ki, o adam Kürt bile değil. Yahu hakaret ederken bile “Kürt bile” diyor. Yani bu ülkenin Kürt vatandaşlarını ikinci sınıf vatandaş yapma peşinde. Biz bu ülkenin birinci sınıf vatandaşıyız. Biz Kürdüz,Türküz, Ermeniyiz. Biz ülkenin asıl sahipleriyiz. Sen kim oluyorsun? Sen daha bu ülkeyi anlayamamışsın. Sen ayrımcılıkla yol alacağını sanıyorsun. Utanmasa kafatasımızı ölçecek. Biz çok gördük bu zihniyette olanları ama tarih hiçbirinin adını hatırlamıyor. Tarih, bu halk için mücadele edenleri hatırlıyor. Tarih, bu ülke için mücadele edenleri hatırlıyor. O yüzden de sen bu ülkede büyük bir suç işliyorsun. halkı birbirinin karşısına getiriyorsun. Buna son ver. Bu, bu halka bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Türk-Kürt ayrımı, Türk-Ermeni ayrımı bu ülkeye acıdan zulümden başka bir şey getirmez. Biz bir aradayız, bizim böyle dertlerimiz yok. Biz, ortak vatanımızda bunun mücadelesini veriyoruz. Tıpkı Kemal Pir’ler gibi tıpkı Mahir Çayan’lar gibi Denizi Gezmiş’ler gibi. Sen bunları anlayamazsın. Bunları anlayamadığın için de ağzını her açtığında düşmanlıktan bahsedersin, ağzını her açtığında ayrımcılıktan bahsedersin. Sana tavsiyem bir sus. Hiç olmazsa 3 gün sus. Bırak halk konuşsun. Bırak insanlar konuşsun. Bırak dertlerini, çözüm taleplerini dile getirsinler. İşte o zaman bu ülkenin önü açılır. ama sen konuştukça bu ülkeye nefret tohumları ekiliyor, düşmanlık tohumları ekiliyor. Biz bu tohumları söküp atmasını biliriz. Biz fabrikalarda üreteniz, biz tarlalarda ekeniz. Biz bu ülkenin geleceğiyiz. Bunu da hep birlikte var edeceğiz. Unutmayın biz HDP’yiz. Biz kara deryalarda feneriz, biz bu ülkenin geleceğiz. Biz yürüdükçe bu ülkeye barış, demokrasi gelir. Umudun partisi, umudun yoldaşları. Hepinizin yolu açık olsun. Serkeftin hevalno.

Kaynak: Duvar

Son Güncelleme: 06.03.2019 15:14
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol