Mesut Ecer yazdı: "Demokratik Belediyecilik"

İstanbul seçimini referanduma dönüştüren AKP bütün kozlarını devreye soktu özellikle Kürt’ler in oyunu almak için denenmemiş yeni yöntemleri kullanmaya çalıştı.

Mesut Ecer yazdı: "Demokratik Belediyecilik"

İstanbul seçimini referanduma dönüştüren AKP bütün kozlarını devreye soktu özellikle Kürt’ler in oyunu almak için denenmemiş yeni yöntemleri kullanmaya çalıştı.

26 Haziran 2019 Çarşamba 16:12
Mesut Ecer yazdı: "Demokratik Belediyecilik"

Takipçilerimiz'den gelen yazı ve analizleri editoryal süreçten geçirdikten sonra yayımlanmaya değer yazıları yayımlıyoruz. Mesut Ecer'in Öcalan'ın gündeme getirdiği "Demokratik Belediyecilik" üzerine yazıp bize gönderdiği analizi yayımlıyoruz. Sizler de yazılarınızı gazeteemek@gmail.com adresine gönderebilirsiniz

Mesut Ecer'in yazısı:

 İstanbul seçimini referanduma dönüştüren AKP bütün kozlarını devreye soktu özellikle Kürt’ler in oyunu almak için denenmemiş yeni yöntemleri kullanmaya çalıştı. Binali Yıldırım'ın Diyarbakır'da Kürdistan çıkışı ve ardından İmralı'ya giden Ali Kemal Özcan’ın Öcalan’ın mektubunu avukatlarından önce kamuoyuna açıklaması özellikle Anadolu ajansı ve AKP'ye yakın yayın organının bunu son dakika olarak vermesi hükümetin ne kadar sıkıştığının bir göstergesidir. Bundan daha önemlisi de hükümetin avukatları ailesi ve çözüm sürecinde giden vekiller dışında ilk defa sivil bir kişinin gitmesiydi. Tabi bunların analizi genişçe yapılabilir ama bu olaylardan en önemlisi Öcalan’ın mektubu ve içeriğiydi.

Öcalan’ın HDP ye “önümüzdeki dönemde gerek iç toplumsal gerek bölgesel ve küresel sorunların daha da ağırlaşacağını göz önünde bulundurarak bu üçüncü yol tavrının korunması büyük bir önem ve anlam ifade etmektedir. Bu çerçevede HDP de vücut bulan Demokratik ittifak anlayışı, güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendine angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir.” Bu mesajıyla HDP in bu güne kadar olan var olan tarafsızlığını koruması gerektiğini ve 3. Alternatif halk hareketi olarak misyonunu yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. Tabi bunun hükümet kanadında ve yandaş basınında bu tarafsızlık ilkesini boykot olarak sunması acizliğin belirtisiydi. Bu seçimde de gördüğümüz gibi Kürt halkı mesajı iyi anlamıştı ve ne kadar politik bir seçmen olduğunu da bir daha görmüş olduk. Selahattin Demirtaş’ın da Öcalan’ ı destekler açıklaması “Büyük ve ciddi işler yapmak isteyenlerin, küçük ve ucuz algı operasyonlarına tenezzül etmemesi gerekir. Bu konu bizim hassas bir meseledir. Herkesi ve bütün tarafları daha dikkatli davranarak, psikolojik harekâtın parçası olmamaya davet ediyorum.” AKP’nin Kürtleri tuzağa çekme politikasını çökertmiş oldu. AKP de İstanbul seçimi ile birlikte Kürtlerin artık eski Kürtler olmadığını ve Kürt halkı olmadan bir siyaset üretemeyeceğini bir kez daha anlamış oldu. Tabi İstanbul seçimi Türkiye için bir kırılma noktasının başlangıcıdır. AKP'nin de çöküşünün ayak sesleridir. Bu konulara çok girmeyeceğim ileriki zamanlarda pratik olarak kendini gösterecektir.


Seçimin gölgesinde kalan Öcalan’ın mektubundaki en önemli vurgulardan bir tanesi “DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK” söylemiydi. Öcalan avukatları aracılığıyla “tüm yükün
kendisine yüklendiğini, fedakârlığın tek başına yeterli olmadığını akıllı, yaratıcı, sorun çözücü siyaset ile herkesin bir şeylere yoğunlaşabileceğini ifade etmektedir. Örneğin önümüzdeki dönemde bir gündem olarak demokratik belediyeciliğin ne kadar geliştirileceğini merak etmektedir.” “DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK” söylemi Öcalan tarafında ilk defa dillendirilen bir kavramdı. Daha önceki söylemlerinde ve özellikle çözüm sürecinde de demokratik özerklik modelinden bahsetmesi ve çözüm modeli olarak sunup geliştirilmesini istemişti. Öcalan’ın daha önceki açıklamasında da HDP ye bir eleştiri getirerek belediyeciliğin geliştirilerek büyütülüp gönüllü olarak maaş almadan emek verip çalışabilecek kişiler yok mu diye bir çağrısı olmuştu. HDP mutlaka bunu kendi içerisinde iyice tartışması gerekir. Özellikle kayyum atandığı dönemlerde de halkın istenilen düzeyde sahiplenmemesi ve en son yapılan 31 Mart seçimlerinde belediye sayısının yarısının kaybedilmesi HDP in siyaset üretememesinden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Tabi devletin siyasi baskısı, kadrolarını, siyasetçilerini tutuklamaları, itibarsızlaştırma gibi yaptığı argümanlarda etkiliydi. Ama HDP kendi içerisinde bu güne kadar DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK anlamında ne yaptığını kendi içerisinde özeleştirisini yapması gerekiyor. Bu güne kadar Kürt halkı belediyecilik anlamında Kürt siyasi partilerinden pratik anlamda bir şey görmemiştir. HDP 31 Mart seçimlerinde Kürdistan bölgesinde Kürt ittifakı ile batı da ise demokratik ittifak söylemiyle CHP’yi destekledi. Bu destek önemlidir değerlidir anlamlıdır. Tabi bu süreçten sonra CHP'nin de şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Özellikle Kürtlerin bu desteğinin garanti olmadığını bilmesi gerekir. Bundan sonra ki süreçlerde eğer CHP Kürt sorunu ile ilgili söylemlerinde bir değişikliğe gitmemesi demek CHP in de her zaman muhalefet te kalmaya mahkûm eder ve Türkiye’nin demokrasi savaşı söylemleri sadece sözde kalmış olur. Kemal
Kılıçtaroğlu ‘un BBC Türkçe ye verdiği demeçte Kürt sorununun çözüm yeri meclistir çıkışı ileriki süreçte meclisin inisiyatif alması için bazı çalışmaların yapabileceği sinyalini veriyor bize.


Kürt partileri ittifak yaparak 31 Mart ta ki seçimde Kürdistan'da bazı belediye başkanlıkları, belediye başkan yardımcılıkları ve encümenler verildi. Kürtler'in birliği için olumlu bir adımdı ama maalesef devamı gelmedi. HDP'nin bunu sadece ittifak için yapmaması gerekir önümüzdeki zamanda “DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK” için geniş bir Kürt ittifakı yaparak tartışılması ve hayata geçirilmesi için çalışmaların yapılması gerekir. Doğuda Kürt ittifakı batıda demokrasi güç ittifakı yaparak alternatif demokratik halk hareketinde öncü roloynayabilir.


Özellikle İstanbul seçimlerinde meclisin çoğunluğu AKP-MHP bloğunda olduğu için İmamoğlu’nun işinin zor olduğunu gösteriyor. İşte tam burada demokratik
belediyecilik felsefesi devreye giriyor. Bu anlayış sadece Kürtler için değil bütün Türkiye’nin ihtiyacıdır. Bunun için demokratik belediyecilik için HDP ve CHP birlikte hareket edip mücadele etmesi gerekir. Bunu halk tabanına yayarak sempozyumlarla, çalıştaylarla, halk toplantılarıyla her kesimden insanları kapsaması gerekiyor. Önümüzdeki süreçlerde Öcalan’ın “demokratik özerklik” yerine “demokratik belediyecilik”
kavramını kurması oluşabilecek yeni çözüm sürecinin perspektifinin hangi tartışmalar
üzerinde gelişeceğini bize gösterir. 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol