Sinan Gülün yazdı: Hiçbir tiyatro sahnesinde bu kadar trajedi yaşanmadı

İnsanlar yalnızca ilkel dönemde tamamıyla eşit olabildiler.  ilk uygarlıkların doğuşu ve ortaçağın yapısına kadar Tanrı ve dini kavramları kullanarak insanlar kendi aralarında kast sistemi oluşturarak, birbirlerini ötekileştirmişlerdir.

02 Ocak 2020 Perşembe 10:53
Sinan Gülün yazdı: Hiçbir tiyatro sahnesinde bu kadar trajedi yaşanmadı

GÖNÜLLÜ YAZAR: SİNAN GÜLÜN

Günümüzde başlayarak acıların tarihi serüvenine bakacak olursak, Emperyalist güçlerin çıkarları uğruna ortadoğu da açtıkları kargaşa ile geçmişte olduğu gibi yakın tarihimizde yaşanan  lanetli topraklar üzerindeki ateş. Yüz binlerce masum (genç, yaşlı , çocukların) kanlarıyla yakılan ağıtlara karşı, tüm dünyanın duyarlılığı yine her zaman ki gibi adalet terazisinde gözler  kapanıp, kulaklar tıkanmıştır. Yaşanan çocuk cinayetleri , Kadın çığlıkların sesi ortadoğu halklarından öteye gidememiştir!  Ortadoğu anısına...

İnsanlar yalnızca ilkel dönemde tamamıyla eşit olabildiler.  ilk uygarlıkların doğuşu ve ortaçağın yapısına kadar Tanrı ve dini kavramları kullanarak insanlar kendi aralarında kast sistemi oluşturarak, birbirlerini ötekileştirmişlerdir. Sonrasında Aydınlık çağı ve Milliyetçilik unsuru ile insanlar aynı havayı aynı şartlar çerçevesinde yaratılmalarına rağmen, birbirlerinin rengiyle, diliyle, yaşayışı ile birbirlerinden üstünlük sağlamak için kanlı yıkımlara başvurmuşlardır. Daha sonra paranın en büyük değer olma kazanımıyla insanlar bu sefer ekonomik yönden birbirlerini sömürmek için kar maksimumuna dönük ibadet ettiler.  Tarih 1400 peygamber eşliğinde, Kavimler ve kitaplardan ders çıkaramayan insanlık, hak adaleti savunan ( Peygamberler, Kitaplar, Aydınlar, Filozoflar ve Akil İnsanları) ellerinin tersiyle itip ve doğası gereği vahşi tutumuyla ilk insandan bu yana bir Günahkar kavim olma yolunda ilerleyişini devam etmiştir. Katliamcı, yok etme, sömürme, ötekileştirme, haksızlık yapma, dışlama, gaspçı ve gayri ahlaki yapısıyla; Bugün geçmiş tarihten bu yana Din-Tanrı ilişkisiyle devletlerin insanlar üzerindeki yıkımı, fitne milliyetçiliği, paranın dinleri satın aldığı ve insanın insanlığı yok etmesi için icat edilen silahların Kanlı hikayesini bugün ortadoğu da sahnelenmektedir...

Ortadoğu'nun Lanetli kaderi ( inanç ve iktidar olarak ortadoğu) Ortadoğu geçmişten günümüze dek tarihi tekerrür halinde bir yazgı yaşamaktadır. Kutsal son üç din olan Musevilik, Hristiyanlık ve İslamiyet ile beraber önceki dönemlerde 124.000 peygamberin çoğunun yaşadığı coğrafya ve geldikleri kavimler Ortadoğu, Arap Yarımadası ve Mezopotamya bölgesini kapsamaktadır. Dünyanın birçok yerine peygamberler gelip gitmiştir, fakat hiçbir bölge Ortadoğu kadar peygamberlere ev sahipliği yapmamıştır. Aynı zamanda ihtiyaç duymamıştır! İslam dininin kutsal kitabında peygamberler insanlarda var olan yarım ahlakı tamamlamak için gönderildiğini söyler. Fakat Ortadoğu'ya o kadar  peygamberler gelmesine rağmen maalesef bu bölgenin yarım ahlakı hiçbir zaman tamamlanamadı. Ortadoğu'da kan, gözyaşı, zulüm, acı, keder, işkence , hapis hiç bir zaman bitmek bilmedi. Nice güzel peygamberi hiçe saydılar, yok ettiler. Nice güzel aydın insanların hayatına kıydılar ve nice kalemleri mürekkepleri ile kırdılar. Çarmıha gerilen İsa peygambere mi? ağıt yakalım, ya da derisi yüzülerek asılıp sonra yakılan Hallâc-ı Mansûrlara mı yas tutalım, yoksa Kerbelada kafası kesilen peygamber torunu hüseyine mi? göz yaşı dökelim...

Hangi Peygamberin sonucuna bakarsak bakalım, Tarihe peygamber mirasının gerisinde utanç kaynağı nice kavimler, Ve helak oldular birer birer...

Ortadoğu günümüzde dünyanın hiçbir yerinde yaşanmayan acı, gözyaşı, zulüm, cehalet hepsi Ortadoğu'nun içinde bir dinamit kuyusu, bir volkan gibi hergün yanmakta... Geçmişin büyük günahları şimdiki torunların boynunda, adeta Lanetli bir bölgeye sahne bırakmış. Hiçbir tiyatro sahnesinde bu kadar trajedi yaşanmamıştı, hiçbir tiyatroda bu denli gözyaşı akmamıştı. En çok da günahı kadınlara ve çocuklara yüklemişlerdi. Mezopotamya coğrafyasında kız çocukları bereketin müjdeleyicisi sayılırken nice kavimler güne kız çocukları doğarken yas, utanç olarak ilan ediyorlardı. Nice küçücük yeni filiz açmış kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüler. Nice kadınlara günah yükleyip cadı avına cellatları gönderdiler. Nice kadınları erkek tecavüzünden günahkar ilan edip, taşlara tutup diri diri canına kıydılar. Sahi bu kadar zulümleri sessiz kalındığı için mi? Ortadoğu  Bu ağır günahların bedelini halende günümüzde  ödemektedir. Ortadoğu peygamberlerini çarmıha geren, yakan ve tüm inançları yok eden Lanetli bir bölgedir. Kızıl güllerin ölü coğrafyada can vermesi gibiydi adeta...!

Anahtar Kelimeler:
Sinan GülünOrtadoğu
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol